Boyu 1.50’nin altında olan kişilere ‘konstitüsyonel boy kısalığı’ teşhisi konur. Boyu 1.35 ile1.40 altı olanlar cücelik sınıfına girer. Cücelikler hastalık olarak değerlendirilir ve tedavilerine erkenden başlanır. 5 yaşında başlanılan boy uzatma tedaviler vardır. Bunlar 5 ile 10 yaşlarında ve ergenlikte olmak üzere seanslar halinde yapılır. Sadece bacaklar değil, kollar da uzatılır. Konstitüsyonel boy kısalığı ise, ergenlik döneminin sona ermesiyle boy uzaması duran ve boyu standardın altında kalmış kişilerde görülür. Bu gruba giren hastalar durumlarından ciddi derecede muzdariptir. Aslında sağlıklı kişiler olan bu gruptaki vakalara bir takım ön tetkikler sonrasında boy uzatma ameliyatı yapılabilir.

Estetik amaçlı ameliyatlarda boy ne kadar uzatılabilir?
Tıbbi olarak bunu yapmak mümkündür. Kişide boy kısalığının ruhi bir saplantı haline geldiği görülürse, kişi öncelikle psikiyatrik bir konsültasyona yönlendirilir. Psikiyatrik konsültasyonda ‘Eğer bu tedavi yapılmazsa söz konusu hastada kalıcı psikiyatrik sıkıntılara neden olur’ raporu gelirse, o zaman hastaya her türlü olası komplikasyonlar anlatılarak tedavi yapılabilir. Bu sınıfa giren hasta oranı yüzde 1’dir.
Cücelik teşhisi konmuş kişilere, boy uzatma ameliyatı nasıl yapılıyor, hangi teknikler kullanılıyor?
Genellikle 2-3 yaşlarında, çocuk hekimlerinin yönlendirmesiyle veya ailenin fark etmesiyle doktora başvurulur.
İlk olarak boy ölçümleri yapıp hiç tedavi görmezse ergenlikteki sahip olabileceği ortalama boy uzunluğunu hesaplanır. Çocuklarda boy uzatma tedavileri büyüme kıkırdaklarına zarar vermeden dışarıdan yapılır. Erişkin çağdaki hastalara ise kombine teknikler uygulanır. Kemiğin içine kaymayı, eğrilmeyi ve kısalmayı önleyecek ve en önemlisi tedavi süresini üçte iki kısaltacak implantlar yerleştirilir.

Cüceliğin belirtileri nelerdir?
Cüceliklerde bir takım özel dış görüntüler vardır. Kafanın kol ve bacaklara göre aşırı büyümesi, vücudun, gövdenin ve kafanın kol-bacak orantısına uygun olmaması gibi görüntülerden anne-baba da bu problemi teşhis edebiliyor. Ebeveynler vücudun simetrisindeki problemi bilerek geliyorlar. Bu konu ile ilgili benzer çocuk fotoğraflarını da göstererek aydınlanmaları sağlanıyor. İnternet sayesinde zaten anne babalar birçok şeyi öğrenerek müracaat ediyor. Hatta bizimle ameliyat tekniklerini konuşacak kadar bilgili olan pek çok aileyle de karşılaşıyoruz.

Boy kısalığının çeşitleri
Boy kısalıklarını orantılı ve orantısız olmak üzere ikiye ayırıyoruz. Cüceliklerde büyüme hormonu yetersizlikleri hariç olan kısımda ‘akondroplazi’ ve ‘hipokondroplazi’ gibi çok sık ortaya çıkanlarda orantısız cücelik görülüyor. Bu durumda gövde ve baş normal büyümeye devam ederken, kol ve bacaklar kısa kalıyor. Bu hastalarda her seansta 10- 15 santim gibi uzatmalar yapılabiliyor. Çünkü kısa kalan kol ve bacaklar bu seanslarla gövdenin orantısına uydurulmaya çalışılıyor.
Büyüme hormonu yetersizliğine bağlı orantılı cüceliklerde ise çocuk büyüyor ama gövde, baş, kol ve bacaklar doğru orantılı bir şekilde kısa kalıyor. 1.50 ve altında olan konstitüsyonel boy kısalıklarında vücut orantıları normal kalıyor. Bu hastalarda seans başına 8 santimden fazla uzatma yapılmaması gerekir. Çünkü vücut orantısının bozulması riski vardır. Hasta aşırı uzun bacaklı ve gövdesi kısa ise bu da göze batan bir durumdur.
18 yaşının üstündeki kişilerde boy uzatma ameliyatlarında hangi teknikler kullanılıyor?


Hastanın kemik yapısı uygunsa kombine teknik ile içeriye bir implant yerleştirerek, hem dışarıdan hem de içerden bir cihazla uzatma yapılır. Yöntemin en büyük avantajı hastanın tedavi süresinin üçte iki oranında kısaltılmasıdır. Bir diğer yöntem ise tamamen içeriye yerleştirilen implantlarla gerçekleştirilir. Uzaktan kumandalı, manyetik veya elektro-motor esaslı cihazlardan faydalanılır. Uzaktan kumandalarda teleskopik çiviler kendi kendine uzar. Bunlar biraz maliyetli tedavilerdir çünkü kullanılan implantlar yurtdışından getirilmektedir. Bu implantları da sigorta karşılamamaktadır.


Eksternal fiksatör ile uzatmada kemikte yapılan tüm işlemlerde minimal invaziv yöntemler kullanılmaktadır. Büyük cilt kesileri yapılmadan en fazla bir santim büyüklüğündeki birkaç kesiden operasyon gerçekleştirilmektedir. Kemiği zayıflatarak bir kırık oluşturulur. Daha sonra eksternal fiksatör denilen cihaz takılıp ilk 10 gün kırık bölgede yeterli materyalin oluşması beklenir. O materyal de oluştuktan sonra adeta sakızı iki ucundan çekerek uzatır gibi günde bir milimetrelik uzatma hastanın kendisi ya da yakını tarafından yapılmaya başlanır.


Günde dört kere altı saatte bir 0.25 milimetre uzatma gerçekleştirilmektedir. Bu ağrısız bir uzatma sürecidir. Hastalar her 15 günde bir muayene edilmektedir. Amacımız uzatma periodunun gidişatını incelemek, oluşan yeni kemik dokusunun durumunu teşhis edebilmektedir. Eğer yapılan kontrolde kemik dokusunun iyi oluşmadığı tespit edilirse, uzatma hızı yavaşlatılabilmekte, bir milimetreden yarım milimetreye düşürülebilmektedir. Bazen de tam tersine kemik oluşumunun iyi gittiği belirlendiğinde, 1,5 milimetreye çıkartılabilmektedir. Tabii bu arada kemikle beraber etrafındaki kaslar, bağ dokuları, sinirler ve damarlar da uzamaktadır. Dolayısıyla kontrollerde ‘bu dokularda da oluşan bir problem var mı’ diye bakılmaktadır. Hedeflenen uzatma miktarına ulaşıldığında ise, uzatılan doku kemik kıvamına gelip sertleşene kadar beklenmektedir. Sonrasında da ‘eksternal fiksatör’ denilen cihaz çıkartılmaktadır. Eğer bir cücelik söz konusuysa 3-5 yıl aralıklı olmak üzere bir-iki seans daha tedavi yapılmaktadır.

Bu tedavi sırasında hastaların nelere dikkat etmeleri gerekiyor?
Hasta ile olan ilişkimiz ‘Ameliyat ile başlar. Ameliyat ile bitmez’. Bu tip müdahalelerde de eğer hasta çocuksa; anne ve babalar, eğer hasta erişkinse fizyoterapistle birlikte yoğun bir takım çalışması yapılması gerekir. Uzamakta olan eklemlerde kontraktür denilen sorunlar oluşabiliyor. Bunların iyi bir fizik tedavi ile açılması gerekir. Hastadaki çivilerinin diplerinin haftada iki-üç gün temizlenmesi de lazım. Hastanın doktoru ile diyalogunun çok iyi olması da son derece önemlidir. En ufak bir problemde doktoru ile kolayca iletişim kurabilmesinin önemli olduğunun farkındayız.